9 Temmuz 2010

Vampir Edebiyatı.

  *Geçenlerdeki Twilight eleştririm üzerine böyle bi' yazı sunuyorm size.


    Son dönemlerde bir vampir furyasıdır gidiyor. Kitaplar, filmler, dergiler, diziler.. Bi yığın vampir yapımı. Peki neden oldu bu? Yani nasıl oldu da insanların birden bu soğuk varlıklara kanları ısındı. Bu yapımlara son olarak çok iddialı olan “Alacakanlık Efsanesi” adlı seri eklendi. Kitap dünyada çok tutuldu. Haliyle çok satıldı. Filmler çekildi. Şimdilerde sokağa çıkıp herhangi bir gence sorsak emin olun ucundan kenarından bile olsa bilir.. Kitap düz ve sade olarak kaleme alınsada, hikaye bakımından eğlenceli bir fantastik.
   
   Stephenie Meyer’in yazdığı “Alacakaranlık Efsanesi”, dünya vampir edebiyatını yeniden alevlendirmiş olacak ki her yerde benzerlerini görüyoruz. Peki vampir edebiyatı ne kadardır var? Dünyamıza nasıl girdi?
İlk ne zaman, kimin sayesinde? İnşallah sizde benim gibi merak etmişsinizdir. Çünkü aşağıdaki satırlarda önünüze bu bir sürü sorunun cevaplarını sıralayacağım.

    Sinema ve edebiyat, vampir romanlarının çok ekmeğini yemiştir açıkçası. Ve bu iş aslında 18. yy’a kadar uzanıyor. 1720-1730 yıllarında Avrupa’nın tamamını kapsayan merakı. İlk vampir romanlarının yazıldığı yıllar. Yanlız o zamanların en önemli yazarı Goethe’den başkası değil. 1797 yılında yazdığı “Corinthin Gelini” adlı kitabında mezarından çıkıp nişanlısını arıyan bir kadının hikayesini anlatmış. Başka dünyaların bahsi geçiliyor kitapta. Bir ötede bie beride. Açıkcası Araf’tan bashediliyor.. Ve işte bu kitap o saydığımız bütün filmlere, kitaplara konu oluyor. Bu temanın fikir babası Goethe’dir işte.

    Aslında o dönem vampir romanları, sadece o bildiğimiz kan emici, soğuk tiplerden bahsetmiyor. Aynı zamanda içlerinde tarih, dinler tarihi ve din felsefesi gibi konularda var. Birde, dönemin Hristiyanlık anlayışını ve klisenin gündelik yaşamdaki hakimiyetini eleştiriyor.

    Bir sonraki yy, yani 19. yy’da ise vampir edebiyetının diğer önemli ismi Lord Byron’dır. Ve bu sefer tema bizim topraklarımızada geliyor. Oryantalizm(Doğubilimi). Bilinene göre Lord Byron Arnavutluk aşığı bir insanmış. Arnavutluk üzerinden Balkanlara, oradan ise Doğu’ya inerek duyduklarını şiirlerine aktarıyor.

    Aslında vampir denince aklımıza ilk gelen isimlerden biri Kont Dracula.
15. yy’da Romanya’da yaşamış bir aristokratın hikâyesinden etkilenilmiştir bu kitapta. Ve Dracula teması sinema ve edebiyat tarihinin en ölümsüz eseridir elbette.

    Sonuçta bizim sıradan vampir konulu kitaplar dediğimiz romanların bayağı eski bir tarihi var ve bu kitaplar sadece vampir konularını içermiyor. Felsefeden, tarihten, folklordan, sanat tarihinden, dinler tarihinden ve din felsefesinden bahsediliyor çoğunda.

   Ve umarım yazdıklarım sizin için incir kabuğu hacminde de olsa yarar sağlamıştır.

Saygılar..~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder