17 Nisan 2012

Gidiyorum ya, affet.


Gürültülü ve kalabalık bir tren istasyonunda yanlızım.
Herkes orda ama ben yalnızım.
Kimse bakmıyor yüzüme.
Yüzüm yerde.
Yürüyorum trene doğru.
Kimse bilmiyor tren nerde.
Bi kaç kişi çarpıyor omzuma.
Bir şey demeden gidiyorlar sonra.
Valizler düşüyor elimden.
Herşey yerde.
Valizden bir fotoğraf düşüyor.
Mutlu olduğum o günlerden.
Son fotoğraf.
Elleri ellerimde, gözleri gözlerimde.
İçinde ben varım o var birde ihanet var.
Yeni farkediyorum gözlerini, aşk değil bu nefret.
Aşkına küstüğüm aşkım, son gözyaşım, nefretim, sancıyan kalbim.
Gidiyorum, affet.
Ne demiş şair ”Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç!..”
Affet.

12 Nisan 2012

Ben yokmuş ki sen yokken.

Ellerimi sevmiyorum artık,
Hiç olmadığı kadar işlevsiz geliyorlar,
Kullanmak istemiyorum boşuna,
Uzak geliyorlar bana.
Sevimsiz.
Neden biliyor musun?
Çünkü kavuşmuyorlar senin ellerine,
Dokunamıyorlar sana.
Gözlerimde hoş gelmemeye başladı.
Hani diyorum kör olmak bu galiba.
Hani istediğin şeyleri görememek.
Hani en sevdiğini.
Ve yürümek anlamsızlaştı artık.
En son seninle yürümüştük,
Ellerin ellerime kenetli gözlerin gözlerime..
Geldim şimdi yanına.
Senden sonra duymak istemediğim sesimle,
Diyorumki sana “Son kez yürüsen benimle?
Ellerimi tutarken gözlerimi senden alamadığım yerlerde!”

11 Nisan 2012

Dosta.

Dostluk önce gözlerde başlarmış. Güzel bir bakışmış dostluk.
Merakla bakmak, büsbütün tanımakmış.
Bazen buğulu bir göz, bazen göz yaşıymış dostluk.

Sonra gözlerden kalbe geçermiş. Kalpte yer açmakmış dostluk. En soluna dünya kurmak, o dünyada yalnız kalmamakmış.

Eksiğiyle fazlasıyla kabullenmekmiş dostluk.
Tamamlanmakmış.

Bir aynaymış dostluk. Ya da aynaya bakmakmış.
En sevdiğin yemek, en sevdiğin şarkı, en sevdiğin kitap, en sevdiğin yermiş dostluk.
Onunla birlikteyken hepsiymiş dostluk.

"Gerçek dostlar, Tanrı'nın bize vermeyi unuttuğu kardeşlerimizdir" demiş yazar.
Kardeşlikmiş dostluk.

6 Nisan 2012

Balon, kırmızı balon.

Kırmızı bir balon kaçtı küçük kız çocuğunun ellerinden. Çocuk balonun arkasından bakmadı bile. Balon insanların arasından kaçar gibi uçuyodu. İnsanlar bi kere dönüp bakmadı bile.
Ne zaman vazgeçtiler balonları sevmekten?
Kim ağlamadı ki bir balon uğruna?
Kim istemezdi binlerce balonu olsun?
Balonları kıskanmaz mıydık küçükken. Onlara tutunup bulutlara uçmak isteyen bizden başkası değildi.
Ne değişti?
Göklere uçtu balon, göklere. Bulutları, atmosferi geçip yıldızlara ulaştı.
Orada binlerce balon var. Balondan gezegenler var.
Biliyorum, yıldızlarda balonları seven çocuklar var.
Herkes sevmiyorum dese de;
Biliyorum, içimizde hala yıldızlar var...