12 Mayıs 2013

Dört harftir dünya.

Anne.
Şu dört harfe bir dünyayı sığdırmış Allah.
Şu dört harfin dünyası oluyorsun, o kocaman bir dünya iken.
Nesin ki sen?
O dünyanın bir parçası..
O senin için var.
Yanmadı mı parmağının acısına?
Ölmedi mi bin kere sen hastalandığında?
Gülmedi mi ilk adımında?
Ağlamadı mı okula ilk başladığında?
Kocaman bir dünya anne.
Sana bahşedilmiş koskocaman bir dünya.
Her saniyesini sana adayan.
Sen güldüğünde mutlu olan, sen ağladığında üzülen.
Kendini bırakıp sana dua eden.
Anne, koskoca bi dünya.
Verilmiş en güzel şey anne.
İyi ki varsın anne.
İyi ki varsın dünyam.

3 Mayıs 2013

Peki ölürken?

İnsanlar ağlarken yalnızlardır bilirim.
Gülerken yalnız olmasalarda, ağlarken yalnızlardır.
Kalabalık bi yerden geçerken herkesin gözündeki yalnızlığı görecek kadar tattım yalnızlığı.
Sevgilisine koşan bi adamın ya yetişemezsem duygusu geçerken önünden ışık hızıyla, ben sakince yürüdüm yalnızlığımla kalabalıklar arasında.
Yürürken bi çingeneye takıldı gözlerim.
Beni izleyen bi çingeneye.
Geldi yanıma, baktı gülümseyerek, ve dedi ki "Sabret!".
Dedi, "Ölüm yok ya sonunda."
Gitti sonra usulca.
Tek bi soru kaldı aklımda.
"Ağlarken insan yalnızdır bilirim,
Peki ölürken de yalnız mı?"

18 Ocak 2013

Var.

Kavuşmak diye bir şey var mesela, sarılmak, sevdiğin insanın kokusunu içine çekmek. Kavuşmak, dünyanın en özel olaylarından biri belkide. Ayrı iki yüreğin bir kucaklaşmada buluşması. Sevdiğin için atan kalbin ritmini duyurmak.
Mutluluk gözyaşları diye bir şey var mesela.

5 Aralık 2012

Uzak bir şehirde yaşamak bahsettiğim...
Daha önce hiç gitmediğin, adını bile az kullandığın bir şehirde.
Kilometrelerce uzakta.
İşte böyle bi' şey bahsettiğim. 
Yalnızlığın en acı taraflarıyla tanıştığın, onu dost edindiğin, onu kimseyle paylaşmadığın bi hayatı yaşamak...

1 Kasım 2012

Yeni.

Yeni yollar bulmalı sevda sokaklarında,
                                      Çıkmazlardan kurtulmalı,
                                                            Koşmalı insan, ardına bakmamalı,
                                                                                 Derin bir nefes almalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni kalplere misafir olmalı sevda sokaklarında,
                                       Karanfil kokulu sıcak bir çay içmeli yar elinden.
                                                                 Ve güzel bir yer seçmeli aşk döşeğinden,
                                                                                 Ellerini sıkı sıkı tutmalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni mutluluklarla tanışmalı sevda sokaklarında,
                                      Acılardan korlaşmış yüreklere soğuk sular serpmeli,
                                                                 Kendi mutsuzluklarını unutmalı yarin koynunda,
                                                                                           Sımsıkı sarılmalı aşkı ilk bulduğunda.

30 Temmuz 2012

Anlatmam lazım.

İçimdekiler dökmem lazım. Tam bir yıldır içimde tutsak olan sözcükleri salıvermem lazım iyi halden.
Bir yıl önce başaramadım. Başaramamanın acısıyla yandım. Ama, ama yenilmedim. Denemek istedim bi kez daha. Son bi kez daha.
Çok yoruldum bu yolda, çok hırpalandım. Çok acı çektim.
Ama hep yalnızdım.
Hep tek başıma gayret ettim. Yoluma çıkan kayaları hep tek başıma ittim.
Ve hep etrafa gülümsedim. Ben düşmedim dedim. Dizlerimdeki kanayan yaraları kapayıp sapasağlamım dedim.
Kendi yaralarıma hep kendim pansuman yaptım.
Ve hep tek başıma acı çektim.
Ve hiç kimse ne düşündüğümü anlamadı. Herkes yine kendi hayatını yaşadı. Herkes sevdi, herkes terk etti.
Yalnız ağladım.
Çünkü yolun sonu belki de mutluluktu. Kaybettiğim bir senenin acısını koca bir ömürden sormayacaktım çünkü.
Yapmadım diye pişman olmaktansa yaptım diye pişman olmalı insan. Yaptım bende. Belki yine üzüleceğim ama yaptım.
Şimdi. Son düzlükteyim. Buradan yolun sonunu görebiliyorum.
Yolun sonu, yeni bir hayatın başlangıcı benim için.
Bambaşka bir şehirde, bambaşka bir havayı solumak.
Yeni bir hayat.
Mutlu olmak için.

27 Haziran 2012

Bir karavanım olsun istiyorum.


Evim olmasın, sadece küçük bir karavan. Beni bir yerlere bağlayacak bişey değil. İstediğim yere, istediğim zaman gidebileceğim bi karavan.
Mesela canım sırf boyoz çekti diye İzmir’e gidiyim.
Mesela Bodrum’da bi koy bulayım, çekiyim karavanı, gün ışığında akşam yemeğimi yiyeyim.
Kimse tutamasın beni, canım sıkıldığında, kafam attığında başka bi şehirde uyumak isteyim. 
Bütün şehirlerin güzelliklerini göreyim. Kara yoluyla gidilebilecek en uzak yerlere gideyim.
Küçük, şirin bi karavan. Fazla büyük olmasın.