umutnglr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
umutnglr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2014

Vazgeçtim insan olmaktan.

İnsan denen o kalıba girmek istemiyorum artık.
Yüzyıllardır savaşlarla, zorbalıklarla kazanılan mücadeleler. Kan ve vahşetle alınan zaferler insanlıksa eğer. 
İğrenç ve sefil hazları kendinden alçak gördüğü her türlü canlı üzerinde denemesi insanlıksa eğer. 
Sırf bir yerlere gelmek için kendinden ödün vermekse.
Zorbalıksa. Gaddarlıksa. 
Hainlikse. 
Canilikse. 
Sırf canı istediği için bi canlının, örneğin bir kedinin canını yakmaksa. 
İnsan olmak istemiyorum. 
Anlamıyorum ya. Cidden. 
Ne ki insanı böyle kılan?
En mükemmel canlı ya insan.
Çünkü düşünebiliyor insan.
Düşünebilen tek varlık ya. 
Ne düşünüyor sahi?
Sahi bu mu insanlık?

18 Haziran 2013

Offf!

Hayat seni neden sürekli karşıma çıkarıyor?
Neden her seferinde bana çelme takıyor?
Neden beni sevmiyor hayat?
Oysa ben senin sayende öğrenmiştim hayatı sevmeyi, ona tutunmayı.
Oysa ben senin sayende öğrenmiştim nefes almayı.
Hayat neden benim nefesimi kesiyor?
Ne istiyor benden?
Yeterince yanmadı mı canım? Bağlanmadı mı elim ayağım?
Arama sevgilim, sorma. Gelme yanıma artık.
Yandık.
Kül olduk bu sevdanın lavında.
Seni benden hayat aldı.
Ve ben yine de sevdim onu.
O beni niye sevmedi?
Hayat.
Hayret.
Sen de mi seni seveni sevmezsin?
Hayat.
Gitsem mi senden?
Gitmek kolay mı senden?

12 Mayıs 2013

Dört harftir dünya.

Anne.
Şu dört harfe bir dünyayı sığdırmış Allah.
Şu dört harfin dünyası oluyorsun, o kocaman bir dünya iken.
Nesin ki sen?
O dünyanın bir parçası..
O senin için var.
Yanmadı mı parmağının acısına?
Ölmedi mi bin kere sen hastalandığında?
Gülmedi mi ilk adımında?
Ağlamadı mı okula ilk başladığında?
Kocaman bir dünya anne.
Sana bahşedilmiş koskocaman bir dünya.
Her saniyesini sana adayan.
Sen güldüğünde mutlu olan, sen ağladığında üzülen.
Kendini bırakıp sana dua eden.
Anne, koskoca bi dünya.
Verilmiş en güzel şey anne.
İyi ki varsın anne.
İyi ki varsın dünyam.

3 Mayıs 2013

Peki ölürken?

İnsanlar ağlarken yalnızlardır bilirim.
Gülerken yalnız olmasalarda, ağlarken yalnızlardır.
Kalabalık bi yerden geçerken herkesin gözündeki yalnızlığı görecek kadar tattım yalnızlığı.
Sevgilisine koşan bi adamın ya yetişemezsem duygusu geçerken önünden ışık hızıyla, ben sakince yürüdüm yalnızlığımla kalabalıklar arasında.
Yürürken bi çingeneye takıldı gözlerim.
Beni izleyen bi çingeneye.
Geldi yanıma, baktı gülümseyerek, ve dedi ki "Sabret!".
Dedi, "Ölüm yok ya sonunda."
Gitti sonra usulca.
Tek bi soru kaldı aklımda.
"Ağlarken insan yalnızdır bilirim,
Peki ölürken de yalnız mı?"

1 Kasım 2012

Yeni.

Yeni yollar bulmalı sevda sokaklarında,
                                      Çıkmazlardan kurtulmalı,
                                                            Koşmalı insan, ardına bakmamalı,
                                                                                 Derin bir nefes almalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni kalplere misafir olmalı sevda sokaklarında,
                                       Karanfil kokulu sıcak bir çay içmeli yar elinden.
                                                                 Ve güzel bir yer seçmeli aşk döşeğinden,
                                                                                 Ellerini sıkı sıkı tutmalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni mutluluklarla tanışmalı sevda sokaklarında,
                                      Acılardan korlaşmış yüreklere soğuk sular serpmeli,
                                                                 Kendi mutsuzluklarını unutmalı yarin koynunda,
                                                                                           Sımsıkı sarılmalı aşkı ilk bulduğunda.

30 Temmuz 2012

Anlatmam lazım.

İçimdekiler dökmem lazım. Tam bir yıldır içimde tutsak olan sözcükleri salıvermem lazım iyi halden.
Bir yıl önce başaramadım. Başaramamanın acısıyla yandım. Ama, ama yenilmedim. Denemek istedim bi kez daha. Son bi kez daha.
Çok yoruldum bu yolda, çok hırpalandım. Çok acı çektim.
Ama hep yalnızdım.
Hep tek başıma gayret ettim. Yoluma çıkan kayaları hep tek başıma ittim.
Ve hep etrafa gülümsedim. Ben düşmedim dedim. Dizlerimdeki kanayan yaraları kapayıp sapasağlamım dedim.
Kendi yaralarıma hep kendim pansuman yaptım.
Ve hep tek başıma acı çektim.
Ve hiç kimse ne düşündüğümü anlamadı. Herkes yine kendi hayatını yaşadı. Herkes sevdi, herkes terk etti.
Yalnız ağladım.
Çünkü yolun sonu belki de mutluluktu. Kaybettiğim bir senenin acısını koca bir ömürden sormayacaktım çünkü.
Yapmadım diye pişman olmaktansa yaptım diye pişman olmalı insan. Yaptım bende. Belki yine üzüleceğim ama yaptım.
Şimdi. Son düzlükteyim. Buradan yolun sonunu görebiliyorum.
Yolun sonu, yeni bir hayatın başlangıcı benim için.
Bambaşka bir şehirde, bambaşka bir havayı solumak.
Yeni bir hayat.
Mutlu olmak için.

27 Haziran 2012

Bir karavanım olsun istiyorum.


Evim olmasın, sadece küçük bir karavan. Beni bir yerlere bağlayacak bişey değil. İstediğim yere, istediğim zaman gidebileceğim bi karavan.
Mesela canım sırf boyoz çekti diye İzmir’e gidiyim.
Mesela Bodrum’da bi koy bulayım, çekiyim karavanı, gün ışığında akşam yemeğimi yiyeyim.
Kimse tutamasın beni, canım sıkıldığında, kafam attığında başka bi şehirde uyumak isteyim. 
Bütün şehirlerin güzelliklerini göreyim. Kara yoluyla gidilebilecek en uzak yerlere gideyim.
Küçük, şirin bi karavan. Fazla büyük olmasın.

12 Nisan 2012

Ben yokmuş ki sen yokken.

Ellerimi sevmiyorum artık,
Hiç olmadığı kadar işlevsiz geliyorlar,
Kullanmak istemiyorum boşuna,
Uzak geliyorlar bana.
Sevimsiz.
Neden biliyor musun?
Çünkü kavuşmuyorlar senin ellerine,
Dokunamıyorlar sana.
Gözlerimde hoş gelmemeye başladı.
Hani diyorum kör olmak bu galiba.
Hani istediğin şeyleri görememek.
Hani en sevdiğini.
Ve yürümek anlamsızlaştı artık.
En son seninle yürümüştük,
Ellerin ellerime kenetli gözlerin gözlerime..
Geldim şimdi yanına.
Senden sonra duymak istemediğim sesimle,
Diyorumki sana “Son kez yürüsen benimle?
Ellerimi tutarken gözlerimi senden alamadığım yerlerde!”

11 Nisan 2012

Dosta.

Dostluk önce gözlerde başlarmış. Güzel bir bakışmış dostluk.
Merakla bakmak, büsbütün tanımakmış.
Bazen buğulu bir göz, bazen göz yaşıymış dostluk.

Sonra gözlerden kalbe geçermiş. Kalpte yer açmakmış dostluk. En soluna dünya kurmak, o dünyada yalnız kalmamakmış.

Eksiğiyle fazlasıyla kabullenmekmiş dostluk.
Tamamlanmakmış.

Bir aynaymış dostluk. Ya da aynaya bakmakmış.
En sevdiğin yemek, en sevdiğin şarkı, en sevdiğin kitap, en sevdiğin yermiş dostluk.
Onunla birlikteyken hepsiymiş dostluk.

"Gerçek dostlar, Tanrı'nın bize vermeyi unuttuğu kardeşlerimizdir" demiş yazar.
Kardeşlikmiş dostluk.

6 Nisan 2012

Balon, kırmızı balon.

Kırmızı bir balon kaçtı küçük kız çocuğunun ellerinden. Çocuk balonun arkasından bakmadı bile. Balon insanların arasından kaçar gibi uçuyodu. İnsanlar bi kere dönüp bakmadı bile.
Ne zaman vazgeçtiler balonları sevmekten?
Kim ağlamadı ki bir balon uğruna?
Kim istemezdi binlerce balonu olsun?
Balonları kıskanmaz mıydık küçükken. Onlara tutunup bulutlara uçmak isteyen bizden başkası değildi.
Ne değişti?
Göklere uçtu balon, göklere. Bulutları, atmosferi geçip yıldızlara ulaştı.
Orada binlerce balon var. Balondan gezegenler var.
Biliyorum, yıldızlarda balonları seven çocuklar var.
Herkes sevmiyorum dese de;
Biliyorum, içimizde hala yıldızlar var...


14 Ocak 2012

Buz gibi havada atan sıcacık kalplere...

Bembeyaz bir kar yağmalı umutlara,
Tüm kötü geçmişe rağmen yarını beklemeli insan,
Temiz bir çarşaf gibi örtmeli eskileri kar,
Gülümseyerek bakmalıyız gök yüzünden düşen melek kanatlarına.
Bir kar tanesi düşmeli acı dillerin uçlarına,
Kavrulmalı soğuğun ateş gibi acısında,
Ya susmayı öğretmeli kar onlara,
Ya duyurmamalı seslerini mutlu insanlara,
Bembeyaz karlar gözlerini almalı aşıkların,
Her tanesine ayrı dilek tutmalılar,
Ve bir kardan adama can vermeli aşk dolu yürekler,
Bembeyaz bir kar yağmalı buralara, bembeyaz bir kar...

11 Eylül 2011

Gitmek değildi yaptığın...

Neye dayanarak gittim diyorsun ki? Nereden gittin? Eğer benden gittiğini düşünüyorsan, hiç gitmedin. Sesin gitmiştir, sevgin gitmiştir. Sen hiç gitmedin. Hep içimde kaldın. Kimi zaman böğrüme oturdun, kimi zaman gözlerimden süzüldün. Ama hep buradaydın, sol yanımda. Gittin mi sanıyorsun sahiden? Gözümü kapattığımda karşıma ilk çıkan kim o zaman? Gidemedin sen, istedin gitmeyi ama ben izin vermedim. Nasıl izin verirdim ki? Ölmek üzere olan bi hastanın fişini çekmek, yaşama ihtimali olsa da görmezden gelmek değil mi bu? Ya ben seninle geldim, ya sen hiç gitmedin sevdiğim.

6 Eylül 2011

Okudum ve kabul ediyorum. ✔

Hani bilgisayar programlarının kullanım koşullarını hiç okuman kaydediyoruz ya.
Bence aşkında öyle bir kullanım koşuları var ve biz onu hiç okumadan "Kaydet ve Aç." yapıyoruz.
Ya da ilaç prospektüsleri.
Belki de kıyafetlerimizin yıkama ve kullanma talimatları.
Oysa okusak belki başımıza bu kadar iş gelemeyecek. Belki bu kadar yükün altında kalmayacaz.
Belki "tersten yıkayın" yazıyodur, biz onu ihanetlerle kirletirken.
Ya da "yan etkileri" binlercedir, biz umursamazken.
Yahut "çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın" yazıyordur, biz onu çoluk çocuğa düşürmüşken.
"Oda sıcaklığında muhafaza edin" yazıyorda olabilir, biz 100 derecede kaynatırken.
Arka cildi okunmadan alınmış kitap gibi.
Okusak ya aşkı bi kere.
Yazsak, not alsak ya.
Yansak ya oda sıcaklığında.

22 Ağustos 2011

Sensizlik öldürür.

Bu gün ters yüzdüm o sularda.
Bu gün öldüm çünkü.
Öldükten sonra mı dokunmalıydı ellerin?
Dokunmak için ölmeli miydim?
Öldüm.
Bi fanusa hapsettiğin balıktım.
Severek, heyecanla aldığın.
Sonra yüzüne bakmadığın.
Suyun üstüne çıkışlarım hep yüzünü görmek istememdi.
Havamdın sen. Yemimdin.
Değmedi gözlerime gözlerin.
Öldüm.
Şimdi mi istiyosun açmamı gözlerimi?
Oysa hep seninle okyanusta yüzmeyi hayal ettim.
Yunuslar bize şarkı söylerdi.
Bu gün açılmıyor kanatlarım.
Tam önüne düştüm.
Öldüm.
O kafese hapsettiğin kuştum.
Arada kapısını açtığın, uçmayı unutmuş o kuş.
Oysa uçmayı hayal ettim seninle beyaz bulutlar arasında.
Bulutlar yatağımız olurdu.
Öldüm işte.
Balığın, köpeğin, kuşun,
Aşktan hızlı giden kurşun.
Nasıl olursa öldüm.
Yanıma o kullanmadığın kalbini de göm.

22 Temmuz 2011

Bu gün ceplerine baktım yüreğimin, inan bomboştu.

Herkes mi giderdi?
Kalan tek kişi bile mi olmazdı?
Bomboştu cepleri,
Her giden bi'şeyler götürmüş ondan.
Elleri yoktu birine dokunacak,
Gözleri yoktu bi' başkasına bakacak,
Dili yoktu yardım isteyecek.
Büyük bi' savaştan çıkmış gazi,
İnan ölümden kötü bu hal.
İnan nefes almak bile zor, ya kal ya bu canı sen al.
İkimiz de biliyoruz sen de gideceksin. Herkes gibi.
Ama, ama kalacaksan.
Elleri ol ki yalnız sana dokunsun,
Gözleri ol ki aynaya baktığında seni görsün,
Dili ol ki dünyanın en güzel sesi yanından ayrılmasın.

8 Mayıs 2011

Desem ki.

İçimde dinmeyen bir aşk var. Dinmesin istediğim. Oksijen kadar gerekli gördüğüm. Defalarca öldüğüm. Yanıp, yanıp söndüğüm bir aşk var.
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Yüzlerce kez deneyip bırakamamak aslında bir mağlubiyettir. Sen de yaşıyorum bunu. Hayatımın en güzel mağlubiyeti. En güzel yenilgi, en güzel aşk. Gözümden akan yaşlarım adresi biliyor. Sana akıyorlar.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Bazen kalbimin bir ramazan davulu olduğunu düşünüyorum. Seni gördüğünde çarpışları heybet kazanıyor.
Desem  ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Ve inan ki bu aşk, bu sevda benimle toprağa girecek sevgilim. Ben öleceğim, son sözüm; bir Allah, bir de sen olacak. Eğer senden önce ölürsem, gökyüzüne bak, hep oradan seni izliyor olacağım.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

20 Şubat 2011

Renk Körü.

    Rengarenk bir sevda vermiştim ellerine. Dünyanın en canlı renklerini bir araya getirmiştim, gözlerini alabilmek için. Sırf gözlerin için gök kubbenin 7 rengini çalmıştım.

    Yeşil doğayı, mavi denizi, sarı güneşi, gök kuşağını serdim ayaklarına.

    Hepsinden özür dilerim. Ayaklara serilmesi gerekeni seçememişim. Benim yüreğim yangın kırmızısıymış ama sen renk körüymüşsün.

16 Şubat 2011

Geniş Zamanlar.

    Gözlerimi açmak istemediğim zamanlar biliyorum. Senin yanımda olmadığın ve sadece gözlerimi kapadığımda karşımda belirdiğin zamanlar. Hayalinle yetindiğim zamanlar tanıyorum ve onlarla mutlu oluyorum. Yanındayken gözlerimi bile kırpmazken; sen yokken gözlerimi açmıyorum.

     Seninle vedalaştıktan sonra hemen seni özlediğim anları anımsıyorum. Geri dönüp baktığımı, keşke hiç bitmeseydi dediğimi duyuyorum.

    Bir tek seni seviyorum demene muhtaç olduğum anları düşünüyorum. Dediğin anda göklerde olduğum dakikaları anımsıyorum.

    Ve sana bunları yazdığımı hayal ediyorum sevgilim. Senin bunlardan haberin yokken okusaydı beğenir miydi'lerle rüyalara dalıyorum. Seni seviyorum bilmeni çok istiyorum.



3 Şubat 2011

Sen.

Hayal edemeyeceğin kadar çok sevdim seni. Hayal etmeyeceğin kadar. Hayal kadar.
    Oysa benim hayallerim bile senle süslüydü. Sen, tek kaçış noktamdın benim, sığınağım, gözümü kapadığımda gördüğüm tek şey. Annemdin, babamdın, kardeşim, sevgilim, çocuğum, herşeyimdin ben senin gözünde bir hiçken.

    Eskiden hayallerimdin evet. Ama şimdi değişen bişey yok. Hayallerimin başındaki keşke'den başka...

28 Ocak 2011

Gitme.

    Gözlerimi her kapadığımda o an geliyor aklıma sen gidiyorsun ve ben hiç bir şey yapamıyorum. Sen gidiyorsun ve  ben öyle kalakalıyorum. Sanki tek gitmiyorsun da  ruhumu yanında götürüyorsun, bedenim ruhsuz kalıyor ve ben kıpırdayamıyorum. Nefesim, nefes alamıyorum. Ayaklarım karıncalanmış, kulaklarım adımlarından başka her şeye tıkanmış ve dilim gitme dememeye yeminler etmiş. Gitme demek istiyorum, kal, bu gecede uyu yanımda, dilim düşman olmuş beynime söylemiyor.

    Sonra, sonra yalnız yürüyorum uzun sokaklar boyunca. Kendime küfrediyorum önce, sonra sana sonra aşkımıza sonra dünyaya, anneme, babama herkese. Bir mektup yazmak istiyorum, sonunda yaşamıma son vermem gereken mektup. Sana hiç ulaşamayacak. Sadece "Seni seviyorum, gitme." yazmak istiyorum.