31 Aralık 2012

2012 biterken hiç bişey demeden edemeyeceğim.

Gerçekten çok farklı bi yıl oldu bu 2012. Benim için olsun, yakınlarım için olsun, dünya için olsun.
Nasıl olmasın? O kadar çok şey yaşandı ki bir yıl içinde.
Mesela önce kendimden bahsediyim.
Üniversiteyi kazanamayışım, tekrar hazırlanışım, ve bu sefer kazanışım. Hem de başka bi şehirde. Yeni bi düzen, yeni hayat, yeni insanlar. Çok şey değişti bir yıl içinde.
İnsanın içinde de değişiyor bir sürü şey. Tepkilerin, tutumların, tavırların değişiyor.
E başka ne değişti mesela bu yıl, ulusal ve evrensel bir sürü şey yaşadık. Yazalım madem, yıllar sonra belki 2072'de bunları görürsek deriz "Ahh ahh ne yılmış be!"
Başlıyorum,
Reyting, Zam, TFF, Azer Bülbül, Lefter, Whitney Houston, İstanbul'da bomba, YGS, Açlık Oyunları, Eurovision, Can Bonomo, Azerbaycan, Euprohia, Just Married Mark Zuckerberg, PKK, LYS, Londra, Olimpiyat, Apple, iPhone 5, Murat Boz'un memeleri, Oppa Gangnam Style, Felix Baumgartner, Sandy kasırgası, Obama Wins, ,Alacakaranlık bitti laan!, Muhteşem Yüzyıl vs. Başbakan,

Vee evet. Koooskoca bi yıl bitiyo. Acısıyla tatlısıyla. Olum bitiyo lan.

2013 HEPİMİZE ÇOKZEL GEÇSİN İŞALA.

MUTLU YILLAR!

5 Aralık 2012

Uzak bir şehirde yaşamak bahsettiğim...
Daha önce hiç gitmediğin, adını bile az kullandığın bir şehirde.
Kilometrelerce uzakta.
İşte böyle bi' şey bahsettiğim. 
Yalnızlığın en acı taraflarıyla tanıştığın, onu dost edindiğin, onu kimseyle paylaşmadığın bi hayatı yaşamak...

1 Kasım 2012

Yeni.

Yeni yollar bulmalı sevda sokaklarında,
                                      Çıkmazlardan kurtulmalı,
                                                            Koşmalı insan, ardına bakmamalı,
                                                                                 Derin bir nefes almalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni kalplere misafir olmalı sevda sokaklarında,
                                       Karanfil kokulu sıcak bir çay içmeli yar elinden.
                                                                 Ve güzel bir yer seçmeli aşk döşeğinden,
                                                                                 Ellerini sıkı sıkı tutmalı aşkı ilk bulduğunda.

Yeni mutluluklarla tanışmalı sevda sokaklarında,
                                      Acılardan korlaşmış yüreklere soğuk sular serpmeli,
                                                                 Kendi mutsuzluklarını unutmalı yarin koynunda,
                                                                                           Sımsıkı sarılmalı aşkı ilk bulduğunda.

30 Temmuz 2012

Anlatmam lazım.

İçimdekiler dökmem lazım. Tam bir yıldır içimde tutsak olan sözcükleri salıvermem lazım iyi halden.
Bir yıl önce başaramadım. Başaramamanın acısıyla yandım. Ama, ama yenilmedim. Denemek istedim bi kez daha. Son bi kez daha.
Çok yoruldum bu yolda, çok hırpalandım. Çok acı çektim.
Ama hep yalnızdım.
Hep tek başıma gayret ettim. Yoluma çıkan kayaları hep tek başıma ittim.
Ve hep etrafa gülümsedim. Ben düşmedim dedim. Dizlerimdeki kanayan yaraları kapayıp sapasağlamım dedim.
Kendi yaralarıma hep kendim pansuman yaptım.
Ve hep tek başıma acı çektim.
Ve hiç kimse ne düşündüğümü anlamadı. Herkes yine kendi hayatını yaşadı. Herkes sevdi, herkes terk etti.
Yalnız ağladım.
Çünkü yolun sonu belki de mutluluktu. Kaybettiğim bir senenin acısını koca bir ömürden sormayacaktım çünkü.
Yapmadım diye pişman olmaktansa yaptım diye pişman olmalı insan. Yaptım bende. Belki yine üzüleceğim ama yaptım.
Şimdi. Son düzlükteyim. Buradan yolun sonunu görebiliyorum.
Yolun sonu, yeni bir hayatın başlangıcı benim için.
Bambaşka bir şehirde, bambaşka bir havayı solumak.
Yeni bir hayat.
Mutlu olmak için.

27 Haziran 2012

Bir karavanım olsun istiyorum.


Evim olmasın, sadece küçük bir karavan. Beni bir yerlere bağlayacak bişey değil. İstediğim yere, istediğim zaman gidebileceğim bi karavan.
Mesela canım sırf boyoz çekti diye İzmir’e gidiyim.
Mesela Bodrum’da bi koy bulayım, çekiyim karavanı, gün ışığında akşam yemeğimi yiyeyim.
Kimse tutamasın beni, canım sıkıldığında, kafam attığında başka bi şehirde uyumak isteyim. 
Bütün şehirlerin güzelliklerini göreyim. Kara yoluyla gidilebilecek en uzak yerlere gideyim.
Küçük, şirin bi karavan. Fazla büyük olmasın.

23 Haziran 2012

Sen.

Gülüşün,
güneşi aya küstürürdü,
sen gülünce,
insanlar cenneti görürdü.
Öpüşün,
nefesleri tuttururdu,
sen öpünce,
bütün dertler unutulurdu.
Sen ağlarsan,
bulutlar bu şehri terk ederdi.
Sen gel, sen gül, sen öp, sen ağlama.
Sev sev, ben yoluna ölürüm daima.

13 Haziran 2012

Sana olan hislerim,
Bir şairin aşkı gibi
Edip'in Tomris'e olan aşkı gibi,
Diyor ya;
"Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma,
oysa güneş pek batmadı senin evinde"
Sorma!
Seni beklemekten yoruldum,
Seni özlemekten.
Ve
Sensizlikten bıktım.

17 Nisan 2012

Gidiyorum ya, affet.


Gürültülü ve kalabalık bir tren istasyonunda yanlızım.
Herkes orda ama ben yalnızım.
Kimse bakmıyor yüzüme.
Yüzüm yerde.
Yürüyorum trene doğru.
Kimse bilmiyor tren nerde.
Bi kaç kişi çarpıyor omzuma.
Bir şey demeden gidiyorlar sonra.
Valizler düşüyor elimden.
Herşey yerde.
Valizden bir fotoğraf düşüyor.
Mutlu olduğum o günlerden.
Son fotoğraf.
Elleri ellerimde, gözleri gözlerimde.
İçinde ben varım o var birde ihanet var.
Yeni farkediyorum gözlerini, aşk değil bu nefret.
Aşkına küstüğüm aşkım, son gözyaşım, nefretim, sancıyan kalbim.
Gidiyorum, affet.
Ne demiş şair ”Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç!..”
Affet.

12 Nisan 2012

Ben yokmuş ki sen yokken.

Ellerimi sevmiyorum artık,
Hiç olmadığı kadar işlevsiz geliyorlar,
Kullanmak istemiyorum boşuna,
Uzak geliyorlar bana.
Sevimsiz.
Neden biliyor musun?
Çünkü kavuşmuyorlar senin ellerine,
Dokunamıyorlar sana.
Gözlerimde hoş gelmemeye başladı.
Hani diyorum kör olmak bu galiba.
Hani istediğin şeyleri görememek.
Hani en sevdiğini.
Ve yürümek anlamsızlaştı artık.
En son seninle yürümüştük,
Ellerin ellerime kenetli gözlerin gözlerime..
Geldim şimdi yanına.
Senden sonra duymak istemediğim sesimle,
Diyorumki sana “Son kez yürüsen benimle?
Ellerimi tutarken gözlerimi senden alamadığım yerlerde!”

11 Nisan 2012

Dosta.

Dostluk önce gözlerde başlarmış. Güzel bir bakışmış dostluk.
Merakla bakmak, büsbütün tanımakmış.
Bazen buğulu bir göz, bazen göz yaşıymış dostluk.

Sonra gözlerden kalbe geçermiş. Kalpte yer açmakmış dostluk. En soluna dünya kurmak, o dünyada yalnız kalmamakmış.

Eksiğiyle fazlasıyla kabullenmekmiş dostluk.
Tamamlanmakmış.

Bir aynaymış dostluk. Ya da aynaya bakmakmış.
En sevdiğin yemek, en sevdiğin şarkı, en sevdiğin kitap, en sevdiğin yermiş dostluk.
Onunla birlikteyken hepsiymiş dostluk.

"Gerçek dostlar, Tanrı'nın bize vermeyi unuttuğu kardeşlerimizdir" demiş yazar.
Kardeşlikmiş dostluk.

6 Nisan 2012

Balon, kırmızı balon.

Kırmızı bir balon kaçtı küçük kız çocuğunun ellerinden. Çocuk balonun arkasından bakmadı bile. Balon insanların arasından kaçar gibi uçuyodu. İnsanlar bi kere dönüp bakmadı bile.
Ne zaman vazgeçtiler balonları sevmekten?
Kim ağlamadı ki bir balon uğruna?
Kim istemezdi binlerce balonu olsun?
Balonları kıskanmaz mıydık küçükken. Onlara tutunup bulutlara uçmak isteyen bizden başkası değildi.
Ne değişti?
Göklere uçtu balon, göklere. Bulutları, atmosferi geçip yıldızlara ulaştı.
Orada binlerce balon var. Balondan gezegenler var.
Biliyorum, yıldızlarda balonları seven çocuklar var.
Herkes sevmiyorum dese de;
Biliyorum, içimizde hala yıldızlar var...


14 Ocak 2012

Buz gibi havada atan sıcacık kalplere...

Bembeyaz bir kar yağmalı umutlara,
Tüm kötü geçmişe rağmen yarını beklemeli insan,
Temiz bir çarşaf gibi örtmeli eskileri kar,
Gülümseyerek bakmalıyız gök yüzünden düşen melek kanatlarına.
Bir kar tanesi düşmeli acı dillerin uçlarına,
Kavrulmalı soğuğun ateş gibi acısında,
Ya susmayı öğretmeli kar onlara,
Ya duyurmamalı seslerini mutlu insanlara,
Bembeyaz karlar gözlerini almalı aşıkların,
Her tanesine ayrı dilek tutmalılar,
Ve bir kardan adama can vermeli aşk dolu yürekler,
Bembeyaz bir kar yağmalı buralara, bembeyaz bir kar...