8 Mayıs 2011

Desem ki.

İçimde dinmeyen bir aşk var. Dinmesin istediğim. Oksijen kadar gerekli gördüğüm. Defalarca öldüğüm. Yanıp, yanıp söndüğüm bir aşk var.
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Yüzlerce kez deneyip bırakamamak aslında bir mağlubiyettir. Sen de yaşıyorum bunu. Hayatımın en güzel mağlubiyeti. En güzel yenilgi, en güzel aşk. Gözümden akan yaşlarım adresi biliyor. Sana akıyorlar.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Bazen kalbimin bir ramazan davulu olduğunu düşünüyorum. Seni gördüğünde çarpışları heybet kazanıyor.
Desem  ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Ve inan ki bu aşk, bu sevda benimle toprağa girecek sevgilim. Ben öleceğim, son sözüm; bir Allah, bir de sen olacak. Eğer senden önce ölürsem, gökyüzüne bak, hep oradan seni izliyor olacağım.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder