4 Eylül 2010

Öl dedi.

     Bi hikaye anlatmak isterim. Mutluluğu arayan adamın hikayesi...


     Mutlu olmak için elinde bir sürü sebebi olan ama yetinemeyen bi adam varmış. Yılbaşı gecesi bi dilek dilemiş. "Aşk.!" Bi o eksikmiş hayatında. Bilmez ki acısını, zehirden beter acısını..
Ertesi gün melekler dileğini duymuş ve ona çok gülmüşler. "Aşk istiyor ha? Delirmiş bu!" demiş bi melek hatta. Aşkın en ağırı verelim de görsün diye gülüşmüşler. 


     15 gün sonra biri ile tanışmış. Güzel mi güzel bi kızla... Dilek dilediği meleklerden biri sanmış onu. Yanıldığından haberi yok zaar. Gel zaman git zaman aşkın, kapağı açık kalmış kola gibi tadı tuzu kaçmaya başlamış. Sıkıntılar, acılar boy göstermiş aşk bahçelerinde, oysa bizimki o bahçeye ne güller ekmişti elleri kanaya kanaya.. Ve gün gelmiş çekilmez olmuş bu acı. Aşk adamı ya! Yedirememiş aslında ayrılığı, ne kadar acı çeksede bitmesin demiş. Ama bitmiş işte. 


     E hani mutluluğu arıyodun? Ne getirdi ki aşk sana be adam? Bu hikaye burda bitermi? 
Bitmemiş de zaten. Aylar sonra bizim melek görünümlü şeytan ablamız geri gelmiş. Seviyorum demiş. Seninim demiş kandırmış bizimkini. Bi umut yine başlamış aşkın yolunda yürümeye. Aşksa eğer bu. Değilmiş tozlu topraklı keçi yoluymuş. Daha 20 adım olmadan takılmış düşmüş kafa üstü. Düşmüş de aklı başına gelmiş. Taş sandığımız şey çelme imiş meğer.


     Sonra mı? Sonrası yara bere içinde kalkmış ve koşarak ordan uzaklaşmış bizimki. Ve bi daha onu o yol üzerinde asla görememişler.
      Aşka tövbe etmiş. Mutluğu içinde keşfetmiş. Sevdikleriyle başka bi tali yolda devam etmiş...


Soranlara tek bi şey söylemiş aslında. İşte şu dizeleri;

Gelsene dedi bana,
Kalsana dedi bana,
Gülsene dedi bana,
Ölsene dedi bana,

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm..!

Bu hikayeyi çelme takan meleğe ithaf ediyorum.
Demişti ki ben neden yokum blog'unda. Burdasın işte!
Hemde oscar'lık başrol oyunculuğunla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder